Buse Narcı: 'Özcan Deniz'le yaşadığımız gerçek aşktı'

Buse Narcı: 'Özcan Deniz'le yaşadığımız gerçek aşktı'

18 yaşında katıldığı bir yarışmayla tanındı. Ardından adı Özcan Deniz’le anılmaya başladı. Beş yıl süren birliktelikleri hakkında herkes bir şeyler söyledi. O konuşmamayı tercih etti. Buse Narcı’yla yeni dizisi ‘Türk Malı’ için buluştuk. Depremde kaybettiği babasından Özcan Deniz’le yaşadıklarına her şeyi konuştuk. Narcı: “Eğer onu bir basamak olarak görmüş olsaydım, şu anda, onun hayatına giren diğer kadınlar gibi, çok daha yukarıda olurdum.”

Adınızı Google’da aratınca önce eski ilişkinizle ilgili haberler çıkıyor. Bu durum sizin için üzücü mü?

- Yoo, değil. Başlarda takılıyordum ama artık önemsemiyorum. Ben ne dersem diyeyim, insanların fikirlerini değiştiremeyeceğim. O yüzden gülüp geçiyorum.

Özcan Deniz’le yollarınız nasıl kesişti?

- 18 yaşımda, bir arkadaş ortamında.

Hayranı mıydınız?

- Değildim.

Bir genç kız kendinden 20 yaş büyük, tüm Türkiye’nin tanıdığı bir erkekle ilişki yaşamaya başlarken tedirgin olur mu?

- İnsanların ne söylediğiyle ilgilenen değil, kendi mutluluğu için yaşayan bir kadınım. O ilişkiyi ve hayatı ben yaşayacaktım, o sebeple umursamadım. 

Bu ilişki gerçek aşk mı yoksa şöhrete giden yolda büyük bir basamak mıydı?

- Yaşadığımız gerçek aşktı. Eğer onu bir basamak olarak görmüş olsaydım, şu an hayatına giren diğer kadınlar gibi, çok daha yukarıda bir yerde olurdum. Oysa ben onunla birlikteyken hiç iş yapmadım. Ondan hiçbir şey istemedim. Kendi çabamla bir şeyleri becermek için uğraştım.

Buse Narcı: Özcan Denizle yaşadığımız gerçek aşktı

BEŞ SENE YANINDA KALDIM

Özcan Deniz’le yaşadıklarınızı nasıl anlatırsınız?

- İnsanların bu zamana kadar onda göremediği, fark edemediği bir şey gördüm diyeyim.

Neymiş o?

- Kalbindeki o duygusu! Onu keşfettiğim için âşık oldum ve beş sene yanında kaldım. Ancak güvenebileceğim bir erkeğe âşık olabilirim. Özcan da güvenebileceğim bir erkekti.

Genç bir kadın kendinden 20 yaş büyük bir erkekle ne paylaşır?

 

- Özcan’da fikirleri ve deneyimleriyle kendimi geliştirmem yardımcı olabilecek, bana bir şeyler katabilecek bir erkekti. 

Madem her şey bu kadar iyiydi, neden ayrıldınız?

- Bir zaman sonra insanlar anlaşamayacağına karar verip ayrılabiliyor. Biz de anlaşarak ayrıldık.

Özcan Deniz’in yönettiği ‘İkinci Şans’ filminde birlikte oynadınız. Ama galaya davet edilmediniz...

- Özcan zeki bir yönetmen. Onun kadar iyi biriyle oynayacağım için heyecanlandım. İyi enerjisiyle beni rahatlattı. Ama film vizyona girerken onu kıskanan insanlar benim sahnelerimin kesildiğine dair haberler çıkardı. O da, bunu benim yaptığımı sanarak beni galaya davet etmedi. Oysa benimle ilgisi yoktu.

Peki, söylendiği gibi bir aldatma hikâyesi var mı?

- Hayır, anlaşarak ayrıldık. Yaşandı, bitti. Özcan bana çok şey kattı. Ondan çok şey öğrendim.

Buse Narcı: Özcan Denizle yaşadığımız gerçek aşktı

BİR KERE ÂŞIK OLDUM

Ardından adınız Emre Altuğ ile anıldı. Olgun erkeklerden mi hoşlanıyorsunuz?

- İlla yaşı büyük olması gerekmiyor, zekâsı öyle olmalı. Emre Altuğ’a gelince onu tanıyorum, arkadaşım gibi. Ama aramızda bir şey olmadı. Özcan’dan sonra tanıdığım yaşı büyük herkesle yakıştırma yaptılar.

O halde sorayım, 24 yıla çok mu aşk sığdırdınız?

- Hayır. Bir kere âşık oldum.

Yani sizin için ilk, Özcan Deniz miydi?

- (Gülüyor)

Aşk, sevgili anlamında...

- Evet. Dediğim gibi hayatımda bir kere âşık oldum. Ve bir daha ne zaman olabilirim, bilmiyorum.

Buse Narcı: Özcan Denizle yaşadığımız gerçek aşktı

BABAMI GÖLCÜK DEPREMİNDE KAYBETTİM

Sizi önce ekrandaki stil yarışmalarında tanıdık. Hikâyeniz şöhret olma arzusu üzerine mi kuruluydu?

- Öyle bir derdim hiç olmadı. Fethiye’den İstanbul’a, ekrandaki yarışmalara bakınca yaşananlar bana sadece eğlence gibi görünüyordu. Ama anladım ki öyle değil. Yaptığın her şey bir yere kazınıp kalıyor ve geçmişinden kaçamıyorsun.

Nasıl bir aileniz var?

- Annem sınıf öğretmeniydi, şimdi ev kadını. Babamı ben altı yaşındayken Gölcük depreminde kaybettim. Askerdi. Ona dair çok az şey hatırlıyorum. Çocukluğumdan beri onu hayal ederek büyüdüm. Benim kahramanım odur.

Babanızı erken kaybetmek hayatınıza nasıl yansıdı?

- Erken yaşta olgunlaştım. Çocukluğumu hiç yaşamadım. Annemi örnek aldığım için adeta küçük bir kadın gibi büyüdüm.

İstanbul’a nasıl geldiniz?

- Pamukkale Üniversitesi’nde edebiyat okuyordum. Yarışma programına seçilince İstanbul’a tek başıma geldim. Oyunculuk okumaya karar verdim. Maltepe Üniversitesi Oyunculuk Bölümü’nü kazandım.

‘Türk Malı’nda canlandırdığınız Selin, 17 yaşında sosyal medya bağımlısı bir kız. Size ne kadar benziyor?

- Sosyal medyaya ilgimiz biraz benziyor, onun dışında farklıyız. Selin süslü, ben sadelikten yanayım. Usta bir kadroyla aynı projede rol almak beni çok mutlu etti. Bu iş beni çok geliştirecek.

GÖZLERİM İMPLANT DEĞİL

- İlk dövmemi lisede yaptırdım. Ensemde babamın ismi yazıyor; Özcan. Elimde de annemin adı var. Babamın ve Özcan’ın isminin aynı olması büyük tesadüf...

- Kitap okumayı seviyorum ama bir şeyler izlemek hafızamda daha çok yer tutuyor. Charlize Theron’u çok beğeniyorum. Çünkü sadece güzel kadınları oynamıyor. Ben de farklı karakterleri canlandırmak ve gerekirse çirkinleşmek istiyorum.

- Gözlerim implant değil. Sanırım insanlar farklı tiplere alışık değil, öyle bir şey gördükleri zaman kusur arıyorlar.

hürriyet.com.tr


____________Habere Yorum Yaz_____________

Yorum yaz






Sizin Yorumunuz:

Yorum Yaz

R e k L a m